'-Kıskançlık nedir? diye sorsanız, cevap veremem. çok fazla yaşamadığım bir duygu çünkü bu. ben daha portakalda vitaminken birşeyler yolunda gitmemiş sanırım. DNA sarmalımda kıskançlığa dair tek bir gen yok. çok nadir başıma gelir gibi olmuştur ama ben tanımlayamadığımdan dolayı geçip gitmiştir.
Bahsetmek istediğim şey (çoğunuz buna karşı çıkıcaksınız), elinizde olmayan birşeydir belki.
o an enseye şaplak yemiş gibi olabilirsiniz, ' o kız sana ne demek istedi? bu amnakoduğumun çocuğu sana neden böyle dedi?' tarzında cümleler kurabilirsiniz. ama bu dozu ayarlanamadığında karşısınızda ki kişide 'bana güvenmiyor' hissiyatı uyandırıyor. ilişkiler de güven olmazsa olmazdır ve bu durum ilişkinin zamanla amnakoyar. sonra '- yeaaağ benden niye ayrıldı ki bu orospu çoccuuuu ya da - amk kaşarı ayrıldı benden' tarzında cümleler kurmak zorunda kalabilirsiniz.
Twitter ve facebook yüzünden yaşanan ayrılıklar kıskançlık üzerine kuruludur. biri iletinizin altına yorum yapar ve ya twitterda bir mention bir DM büyük bir kavga sorunudur. siz kıskançlığın verdiği agresiflikte bazı şeyler yapar ve söylersiniz ama karşınızda ki bunu bu şekilde anlamaz. hepimiz birbirinden farklı bireyleriz ve o an o durumda karşınızdakinin sizin gibi hissetmesi şart değil. onu buna zorlarsanız bu sefer dizginleri eline alma düşüncenizi karşı tarafa kabul ettirme gibi bir hırs ve inat ortaya çıkar. siz hırslandıkça ve inat yaptıkça karşı tarafta size kendi düşüncesini kabul ettirmeye çalışır ve sonrası fıtıfıtıdıtıtfııt kavga gürültü.
Kıskançlıktan geldiğiniz nokta, '- niye ayrıldıki şimdi bu benden yaa?' olur.
saygılar.
Merhaba Yabancı...
Az sonra okuyacakların tamamen hayal ürünüdür ancak hayal edilmiş olmaları gerçek olmadıkları manasına gelmez.
15 Ocak 2013 Salı
3 Ağustos 2012 Cuma
Bir şeylerden Bahsetmek İsterim Sana Bunu Okuyan
Hiç atmosferde yürüyormuş hissine kapıldın mı? kendini yer çekimine karşı koyabilen iki ayağa sahip hissedebilmek hangi durumlarda başımıza gelir inan bende bilmiyorum ama bugün benim başıma geldi. oturduğum yerden atmosferde yürüyormuş hissine kapıldım. elimi kolumu sallaya sallaya atmosferin bir katmanından başka bir katmanına doğru ilerlerken bir şaplak hissettim suratımın ortasında. kendime geldiğim an sağıma soluma baktım, her şey yerli yerindeydi ve ben bir koltuğun üzerinde oturuyordum. evet, lanet olası bir koltuk. fazla fantastik film ve dizi izlediğim gerçeğini bir yana bırakıp bu 10 saniyeden bile kısa süren hissin nedenini saatlerce düşündüm. vücuduma bir takım hormonlar salgılatan insanların yan etkisiydi sanırım bu. bir hapın yan etkisi nasıl halüsinasyon, baş dönmesi vs. ise bu insanların da benim üzerimde böyle yan etkileri var. o hap sende yan etki yaptığından dolayı aynı iyileştirici etkisi olan farklı bir hap kullanabilirsin. ama ben bu insanları yan etkileri olmalarına ramen değiştiremem. aslında değiştirmem. bazılarının sinir gibi illet yan etkileri de var ancak her ne olursa olsun bu bana iyi geldikleri gerçeğini değiştiremiyor. onlar olmadığında tansiyonum yükseliyor, bir ayılıp bayılmalar bir aman allahım depresyonlar. böyle durumlarda hemen bana iyi gelen o nadir insanlara ihtiyaç duyuyorum. bazen fazla seviyorlar ve doz aşımından bu sefer bir kaç saatliğine alain delon tadında çikolatan evlerde filan yaşıyoruz. yani demem o ki sayın bunu okuyan, evet ben çok fazla fantastik şeyler okuyup izliyorum ve bunların hepsinin suçlusu o yazarlar ve senaristler.
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Canım Selam
...
Burada ki hiçbir zihniyet iyi niyet değil.
Dudaklarının üzerine dokunan göz yaşların ve kirpiklerin hakkında birşey bilsem daha fazla konuşabilirdim ama susalım ve bu şarkıyı dinleyelim.
yarının, dünün üzerini örtelim.
Burada ki hiçbir zihniyet iyi niyet değil.
Dudaklarının üzerine dokunan göz yaşların ve kirpiklerin hakkında birşey bilsem daha fazla konuşabilirdim ama susalım ve bu şarkıyı dinleyelim.
yarının, dünün üzerini örtelim.
13 Mart 2012 Salı
Duydun mu Sevgilim? Ben Gagalı Bir Memeliyim
...
Seni öpebilirim. Sevebilirim de seni. En fazla bu..
Daha fazlasını beklersen aptallık etmiş olursun.
Etiklik arama,
sadece benimle karşılıklı bir sigara iç, birada eşlik etsin bize.
Ama ben sana dokunmadan sen bana dokunma. Kaybolur giderim. Ben çok iyi balkabağı taklidi yaparım ve sen böyle durumlarda sus, ben seni dinlerim.
Benlerimi farket mesela. Benim bile farkında olmadıklarımı.
Aşkı çiz benlerimle, çocukken noktaları birleştirdiğimiz gibi bir fil çıksın mesela yada bir zürafa.
Anlamaya çalışma yanılırsın çünkü.
Ben hiçbir zaman seni anlamaya çalışıp haksızlık etmedim sana.
Odak noktana odaklanabilirim bazen seninle yürüyebilirim ve bir daire çizebiliriz ikimizi içine alan.
Ama dedim ya en fazla bu..
Yanıt veremem sana duydun mu sevgilim?
Çünkü ben kaybettiği şeylerin değerini sadece cumartesi günleri anlayan bir ornitorengim.
Seni öpebilirim. Sevebilirim de seni. En fazla bu..
Daha fazlasını beklersen aptallık etmiş olursun.
Etiklik arama,
sadece benimle karşılıklı bir sigara iç, birada eşlik etsin bize.
Ama ben sana dokunmadan sen bana dokunma. Kaybolur giderim. Ben çok iyi balkabağı taklidi yaparım ve sen böyle durumlarda sus, ben seni dinlerim.
Benlerimi farket mesela. Benim bile farkında olmadıklarımı.
Aşkı çiz benlerimle, çocukken noktaları birleştirdiğimiz gibi bir fil çıksın mesela yada bir zürafa.
Anlamaya çalışma yanılırsın çünkü.
Ben hiçbir zaman seni anlamaya çalışıp haksızlık etmedim sana.
Odak noktana odaklanabilirim bazen seninle yürüyebilirim ve bir daire çizebiliriz ikimizi içine alan.
Ama dedim ya en fazla bu..
Yanıt veremem sana duydun mu sevgilim?
Çünkü ben kaybettiği şeylerin değerini sadece cumartesi günleri anlayan bir ornitorengim.
4 Mart 2012 Pazar
Siktir Et, Yaşa
...
Size haz veren bir durumun bir başkası için ızdırap verebileceğini düşünürsek eğer hisleri genellemeye dahil etmek ne kadar doğru olur? Kendimize açıklayamadığımız zihinsel ve ya ruhsal durumları adlandırmak zorunda bırakıldık Tanrı tarafından. Ya da karşımızdakilere kendimizi daha rahat ifade edebilmek adına acı olmayan bir hissin adını acı koyduk. Aşk değildi aşk koyduk. Özlem değildi özlem koyduk. Ne kadar şeffaftı kelimelere giydirdiğimiz sıfatlar ve doğruluğu yüzde kaç oranlara vuruyordu?
Giden ile kalanın arasındaki farkları konuşup durduk. Genellemeye dahil ettik. Kalan daha çok acı çeker dedik. Oysa ne kadar doğru bu? Giden ile kalanı teraziye koyup hangisinin daha ağır geleceğini tartamayacağımıza göre hangisinin acısının daha ağır geleceğini nereden bilebiliriz?
Sabitlik hayatımızdaki kararları almamızda çok önemli bir rol oynuyor. Aşk olarak adlandırdığımız güzel his (ki eminim adı bu değil) zaman ilerledikçe yerini sidik yarışına bırakıyor. Hisleri canavarlaştırmakta insan oğlunun üstüne yok. İki insan bir şeyler paylaşmaya başlayınca birbirlerinin hayatlarında söz hakkı olduğunu zannediyor ve yanlış burda başlıyor. Ortak hayat diye bir kavram yoktur. İki bireyin de farklı hayatları vardır. Bir insanın hayatına müdahale insanın yaradılışında olan bencillik hissinden doğar ve ülkeler arası ambargodan hiçbir farkı yoktur. Bir birey ne kadar kalabalık hayata sahip olursa olsun (sevgili,eş,çocuk) aslında yoluna yalnız devam eder ve insan acılarını paylaşsada yalnız göğüsler, yalnız mutlu olur, yalnız yanlış yapar. Çünkü bu insanın kendi hür iradesidir.
bkz:(kullandığım tüm hissel kelimelerin adları ve manaları bahsettiğim şeyler değil aslında. örn: haz, ızdırap, bencillik, mutluluk.)
Size haz veren bir durumun bir başkası için ızdırap verebileceğini düşünürsek eğer hisleri genellemeye dahil etmek ne kadar doğru olur? Kendimize açıklayamadığımız zihinsel ve ya ruhsal durumları adlandırmak zorunda bırakıldık Tanrı tarafından. Ya da karşımızdakilere kendimizi daha rahat ifade edebilmek adına acı olmayan bir hissin adını acı koyduk. Aşk değildi aşk koyduk. Özlem değildi özlem koyduk. Ne kadar şeffaftı kelimelere giydirdiğimiz sıfatlar ve doğruluğu yüzde kaç oranlara vuruyordu?
Giden ile kalanın arasındaki farkları konuşup durduk. Genellemeye dahil ettik. Kalan daha çok acı çeker dedik. Oysa ne kadar doğru bu? Giden ile kalanı teraziye koyup hangisinin daha ağır geleceğini tartamayacağımıza göre hangisinin acısının daha ağır geleceğini nereden bilebiliriz?
Sabitlik hayatımızdaki kararları almamızda çok önemli bir rol oynuyor. Aşk olarak adlandırdığımız güzel his (ki eminim adı bu değil) zaman ilerledikçe yerini sidik yarışına bırakıyor. Hisleri canavarlaştırmakta insan oğlunun üstüne yok. İki insan bir şeyler paylaşmaya başlayınca birbirlerinin hayatlarında söz hakkı olduğunu zannediyor ve yanlış burda başlıyor. Ortak hayat diye bir kavram yoktur. İki bireyin de farklı hayatları vardır. Bir insanın hayatına müdahale insanın yaradılışında olan bencillik hissinden doğar ve ülkeler arası ambargodan hiçbir farkı yoktur. Bir birey ne kadar kalabalık hayata sahip olursa olsun (sevgili,eş,çocuk) aslında yoluna yalnız devam eder ve insan acılarını paylaşsada yalnız göğüsler, yalnız mutlu olur, yalnız yanlış yapar. Çünkü bu insanın kendi hür iradesidir.
bkz:(kullandığım tüm hissel kelimelerin adları ve manaları bahsettiğim şeyler değil aslında. örn: haz, ızdırap, bencillik, mutluluk.)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)