...
Size haz veren bir durumun bir başkası için ızdırap verebileceğini düşünürsek eğer hisleri genellemeye dahil etmek ne kadar doğru olur? Kendimize açıklayamadığımız zihinsel ve ya ruhsal durumları adlandırmak zorunda bırakıldık Tanrı tarafından. Ya da karşımızdakilere kendimizi daha rahat ifade edebilmek adına acı olmayan bir hissin adını acı koyduk. Aşk değildi aşk koyduk. Özlem değildi özlem koyduk. Ne kadar şeffaftı kelimelere giydirdiğimiz sıfatlar ve doğruluğu yüzde kaç oranlara vuruyordu?
Giden ile kalanın arasındaki farkları konuşup durduk. Genellemeye dahil ettik. Kalan daha çok acı çeker dedik. Oysa ne kadar doğru bu? Giden ile kalanı teraziye koyup hangisinin daha ağır geleceğini tartamayacağımıza göre hangisinin acısının daha ağır geleceğini nereden bilebiliriz?
Sabitlik hayatımızdaki kararları almamızda çok önemli bir rol oynuyor. Aşk olarak adlandırdığımız güzel his (ki eminim adı bu değil) zaman ilerledikçe yerini sidik yarışına bırakıyor. Hisleri canavarlaştırmakta insan oğlunun üstüne yok. İki insan bir şeyler paylaşmaya başlayınca birbirlerinin hayatlarında söz hakkı olduğunu zannediyor ve yanlış burda başlıyor. Ortak hayat diye bir kavram yoktur. İki bireyin de farklı hayatları vardır. Bir insanın hayatına müdahale insanın yaradılışında olan bencillik hissinden doğar ve ülkeler arası ambargodan hiçbir farkı yoktur. Bir birey ne kadar kalabalık hayata sahip olursa olsun (sevgili,eş,çocuk) aslında yoluna yalnız devam eder ve insan acılarını paylaşsada yalnız göğüsler, yalnız mutlu olur, yalnız yanlış yapar. Çünkü bu insanın kendi hür iradesidir.
bkz:(kullandığım tüm hissel kelimelerin adları ve manaları bahsettiğim şeyler değil aslında. örn: haz, ızdırap, bencillik, mutluluk.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder