3 Şubat 2012 Cuma

DNA

Salgın hastalıktan kurtulan bir virüs gibi ağır ağır sokuldu gözeneklerime nefesin. acısız, hissiz ve kanamasızdı. herşeyin aksine yönelen bir hedef gibi; sessiz, sakin, endişeli ama kararlı. intikam hissinden daha ağır ve yüce bir duyguyla karışıktı kokun.

Bir sahil kenarında yürümek elinde alkol şişesiyle, yavaşça martılara sövmek sinik sesinle,
böyle birşeydi varlığın. hazla karışık iğreti uyandıran ama sunulan cazip bir teklif gibi, isterek.

Karıncalanan parmak uçlarımda ,dokunduğum klavyenin silik harf izleri, ruhlarımızda ki karalanan denemeler, direktifler, kompozisyonlar ve yanılsamalar gibi. iştah kesen bir beynin durmadan hata vermesi ve telafisi olduğu halde mekanizmanın yanlış çalışması.

iliklerim kanıyor. Tanrı'nın adını anıyorum usul usul maneviyatsız zamanlar silsilesinde.
mütemadiyen duyduğum uğultular, aksak işleyen saatler, geçimsiz insan sürüleri.

ve bir de;
somutluğunu ayırt edemediğim, varlığım etrafında dolanıp duran kalabalık maddeler. DNA mın tükendiği aşkın ve avuç içlerin..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder