...
Doğup,ergenliği tamamlayıp birey olduğun an bilirsin bir çok şeyi,öngörülerde bulunabilirsin.Bu içsel veya hissel bir durum değildir,tecrübelerle öğrenilmiştir.Örneğin;Güneşli havalarda yağmurun ardından gök kuşağının çıkacağını bilirsin ve gördüğünde şaşırıp yanındakini dürtmezsin.Kiranın gününü ne günü saatini geçirdiğin an telefon çaldığında arayan kişinin sevgilin,arkadaşın vs değilde ev sahibin olduğunu bilirsin (çocuklar sıkışık heralde bu ay Ayten,biraz daha bekleyelim hemen aramayalım diyen tonton böyle bir tatlı bir o kadar anlayışlı ev sahibi veya sahibesi yoktur),sabaha kadar içtiğin için sınava hazırlanamadığından dolayı notların açıklandığı hafta öğrenci bilgi sistemine girdiğinde AA ile karşılaşmayacağınıda bilirsin,köpeklerin bok yemekten vazgeçmeyeceğinide bilirsin mesala bilirsinde bilirsin.Deneyim de tecrübe de ne dersen de.
..
Ama bazı durumlarda (bunlar hisselde olabilir) bir yerden yakalarsın ve beyin kıvrımların o an farklı çalışmaya başlar.Sorular döner durur,döner durur,döner durur.Bir soruya verilebilecek iki milyon küsürden fazla cevap vardır.İşte o an sen o cevaplardan birini yakalarsın ama bu tecrübe değil,yaşanmışlık değil belki altıncı his zımbırtısı diyebiliriz.Hislerle hareket edilir mi?Edilmez tabikide..Bu yüzden salağa yatarsın.Bu salaklığı idiyotluk anlamında değilde bekle-gör teorisi olarak adlandıralım.Bir yatarsın salağa,iki yatarsın,üç yatarsın...Hala yatmaya devam ediyorsan bebeğim çok üzgünüm ama gerçekten salaksın.
..
(Sen) karşındakini hafife almaya devam etme.
Buna tavsiye de,ne diyo bu mal de ne dersen de...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder