Az sonra okuyacakların tamamen hayal ürünüdür ancak hayal edilmiş olmaları gerçek olmadıkları manasına gelmez.
3 Ağustos 2012 Cuma
Bir şeylerden Bahsetmek İsterim Sana Bunu Okuyan
Hiç atmosferde yürüyormuş hissine kapıldın mı? kendini yer çekimine karşı koyabilen iki ayağa sahip hissedebilmek hangi durumlarda başımıza gelir inan bende bilmiyorum ama bugün benim başıma geldi. oturduğum yerden atmosferde yürüyormuş hissine kapıldım. elimi kolumu sallaya sallaya atmosferin bir katmanından başka bir katmanına doğru ilerlerken bir şaplak hissettim suratımın ortasında. kendime geldiğim an sağıma soluma baktım, her şey yerli yerindeydi ve ben bir koltuğun üzerinde oturuyordum. evet, lanet olası bir koltuk. fazla fantastik film ve dizi izlediğim gerçeğini bir yana bırakıp bu 10 saniyeden bile kısa süren hissin nedenini saatlerce düşündüm. vücuduma bir takım hormonlar salgılatan insanların yan etkisiydi sanırım bu. bir hapın yan etkisi nasıl halüsinasyon, baş dönmesi vs. ise bu insanların da benim üzerimde böyle yan etkileri var. o hap sende yan etki yaptığından dolayı aynı iyileştirici etkisi olan farklı bir hap kullanabilirsin. ama ben bu insanları yan etkileri olmalarına ramen değiştiremem. aslında değiştirmem. bazılarının sinir gibi illet yan etkileri de var ancak her ne olursa olsun bu bana iyi geldikleri gerçeğini değiştiremiyor. onlar olmadığında tansiyonum yükseliyor, bir ayılıp bayılmalar bir aman allahım depresyonlar. böyle durumlarda hemen bana iyi gelen o nadir insanlara ihtiyaç duyuyorum. bazen fazla seviyorlar ve doz aşımından bu sefer bir kaç saatliğine alain delon tadında çikolatan evlerde filan yaşıyoruz. yani demem o ki sayın bunu okuyan, evet ben çok fazla fantastik şeyler okuyup izliyorum ve bunların hepsinin suçlusu o yazarlar ve senaristler.
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Canım Selam
...
Burada ki hiçbir zihniyet iyi niyet değil.
Dudaklarının üzerine dokunan göz yaşların ve kirpiklerin hakkında birşey bilsem daha fazla konuşabilirdim ama susalım ve bu şarkıyı dinleyelim.
yarının, dünün üzerini örtelim.
Burada ki hiçbir zihniyet iyi niyet değil.
Dudaklarının üzerine dokunan göz yaşların ve kirpiklerin hakkında birşey bilsem daha fazla konuşabilirdim ama susalım ve bu şarkıyı dinleyelim.
yarının, dünün üzerini örtelim.
13 Mart 2012 Salı
Duydun mu Sevgilim? Ben Gagalı Bir Memeliyim
...
Seni öpebilirim. Sevebilirim de seni. En fazla bu..
Daha fazlasını beklersen aptallık etmiş olursun.
Etiklik arama,
sadece benimle karşılıklı bir sigara iç, birada eşlik etsin bize.
Ama ben sana dokunmadan sen bana dokunma. Kaybolur giderim. Ben çok iyi balkabağı taklidi yaparım ve sen böyle durumlarda sus, ben seni dinlerim.
Benlerimi farket mesela. Benim bile farkında olmadıklarımı.
Aşkı çiz benlerimle, çocukken noktaları birleştirdiğimiz gibi bir fil çıksın mesela yada bir zürafa.
Anlamaya çalışma yanılırsın çünkü.
Ben hiçbir zaman seni anlamaya çalışıp haksızlık etmedim sana.
Odak noktana odaklanabilirim bazen seninle yürüyebilirim ve bir daire çizebiliriz ikimizi içine alan.
Ama dedim ya en fazla bu..
Yanıt veremem sana duydun mu sevgilim?
Çünkü ben kaybettiği şeylerin değerini sadece cumartesi günleri anlayan bir ornitorengim.
Seni öpebilirim. Sevebilirim de seni. En fazla bu..
Daha fazlasını beklersen aptallık etmiş olursun.
Etiklik arama,
sadece benimle karşılıklı bir sigara iç, birada eşlik etsin bize.
Ama ben sana dokunmadan sen bana dokunma. Kaybolur giderim. Ben çok iyi balkabağı taklidi yaparım ve sen böyle durumlarda sus, ben seni dinlerim.
Benlerimi farket mesela. Benim bile farkında olmadıklarımı.
Aşkı çiz benlerimle, çocukken noktaları birleştirdiğimiz gibi bir fil çıksın mesela yada bir zürafa.
Anlamaya çalışma yanılırsın çünkü.
Ben hiçbir zaman seni anlamaya çalışıp haksızlık etmedim sana.
Odak noktana odaklanabilirim bazen seninle yürüyebilirim ve bir daire çizebiliriz ikimizi içine alan.
Ama dedim ya en fazla bu..
Yanıt veremem sana duydun mu sevgilim?
Çünkü ben kaybettiği şeylerin değerini sadece cumartesi günleri anlayan bir ornitorengim.
4 Mart 2012 Pazar
Siktir Et, Yaşa
...
Size haz veren bir durumun bir başkası için ızdırap verebileceğini düşünürsek eğer hisleri genellemeye dahil etmek ne kadar doğru olur? Kendimize açıklayamadığımız zihinsel ve ya ruhsal durumları adlandırmak zorunda bırakıldık Tanrı tarafından. Ya da karşımızdakilere kendimizi daha rahat ifade edebilmek adına acı olmayan bir hissin adını acı koyduk. Aşk değildi aşk koyduk. Özlem değildi özlem koyduk. Ne kadar şeffaftı kelimelere giydirdiğimiz sıfatlar ve doğruluğu yüzde kaç oranlara vuruyordu?
Giden ile kalanın arasındaki farkları konuşup durduk. Genellemeye dahil ettik. Kalan daha çok acı çeker dedik. Oysa ne kadar doğru bu? Giden ile kalanı teraziye koyup hangisinin daha ağır geleceğini tartamayacağımıza göre hangisinin acısının daha ağır geleceğini nereden bilebiliriz?
Sabitlik hayatımızdaki kararları almamızda çok önemli bir rol oynuyor. Aşk olarak adlandırdığımız güzel his (ki eminim adı bu değil) zaman ilerledikçe yerini sidik yarışına bırakıyor. Hisleri canavarlaştırmakta insan oğlunun üstüne yok. İki insan bir şeyler paylaşmaya başlayınca birbirlerinin hayatlarında söz hakkı olduğunu zannediyor ve yanlış burda başlıyor. Ortak hayat diye bir kavram yoktur. İki bireyin de farklı hayatları vardır. Bir insanın hayatına müdahale insanın yaradılışında olan bencillik hissinden doğar ve ülkeler arası ambargodan hiçbir farkı yoktur. Bir birey ne kadar kalabalık hayata sahip olursa olsun (sevgili,eş,çocuk) aslında yoluna yalnız devam eder ve insan acılarını paylaşsada yalnız göğüsler, yalnız mutlu olur, yalnız yanlış yapar. Çünkü bu insanın kendi hür iradesidir.
bkz:(kullandığım tüm hissel kelimelerin adları ve manaları bahsettiğim şeyler değil aslında. örn: haz, ızdırap, bencillik, mutluluk.)
Size haz veren bir durumun bir başkası için ızdırap verebileceğini düşünürsek eğer hisleri genellemeye dahil etmek ne kadar doğru olur? Kendimize açıklayamadığımız zihinsel ve ya ruhsal durumları adlandırmak zorunda bırakıldık Tanrı tarafından. Ya da karşımızdakilere kendimizi daha rahat ifade edebilmek adına acı olmayan bir hissin adını acı koyduk. Aşk değildi aşk koyduk. Özlem değildi özlem koyduk. Ne kadar şeffaftı kelimelere giydirdiğimiz sıfatlar ve doğruluğu yüzde kaç oranlara vuruyordu?
Giden ile kalanın arasındaki farkları konuşup durduk. Genellemeye dahil ettik. Kalan daha çok acı çeker dedik. Oysa ne kadar doğru bu? Giden ile kalanı teraziye koyup hangisinin daha ağır geleceğini tartamayacağımıza göre hangisinin acısının daha ağır geleceğini nereden bilebiliriz?
Sabitlik hayatımızdaki kararları almamızda çok önemli bir rol oynuyor. Aşk olarak adlandırdığımız güzel his (ki eminim adı bu değil) zaman ilerledikçe yerini sidik yarışına bırakıyor. Hisleri canavarlaştırmakta insan oğlunun üstüne yok. İki insan bir şeyler paylaşmaya başlayınca birbirlerinin hayatlarında söz hakkı olduğunu zannediyor ve yanlış burda başlıyor. Ortak hayat diye bir kavram yoktur. İki bireyin de farklı hayatları vardır. Bir insanın hayatına müdahale insanın yaradılışında olan bencillik hissinden doğar ve ülkeler arası ambargodan hiçbir farkı yoktur. Bir birey ne kadar kalabalık hayata sahip olursa olsun (sevgili,eş,çocuk) aslında yoluna yalnız devam eder ve insan acılarını paylaşsada yalnız göğüsler, yalnız mutlu olur, yalnız yanlış yapar. Çünkü bu insanın kendi hür iradesidir.
bkz:(kullandığım tüm hissel kelimelerin adları ve manaları bahsettiğim şeyler değil aslında. örn: haz, ızdırap, bencillik, mutluluk.)
19 Şubat 2012 Pazar
Seni Kimler Peydahlamış?
İki lezbiyenin birbirlerine duyduğu aşk
kadar paraleldi herşey ve imkansızdı bir o kadar regl olan iki varlığın
aşkından peydah olamayacak bir çocuk kadar.
Dudakları birleştiğinde çoğu kişide
iğreti uyandıran bir ilişkinin kelebek etkisi,
tufana uğrattı tüm aşıkları ve biz o
zaman 'peki,hoşçakal' diyebildik.
Nükleer santraller için yapılan
protestolarda sloganlar atarken ardından 'beni kuraklaştıran sadece
o'ydu.' çığlıkları atıyordu ruhum,biber gazı sıkmışlardı gözlerime ve tepkiydi
sadece göz yaşlarım.
O'nu görmüştüm götürülüyordu ve benim
elimden hiçbirşey gelmedi.
Çok güzeldin,utanmıştım.
Ne istediğini bilmeyen ahlaksız bir kadın olarak yargılardın sen beni,bense her kadın kadar biraz fahişeydim.Sense bencildin biraz ve cesaretsiz.
Ve bu yüzden ilk aralıktan sızıp gittin.
14 Şubat 2012 Salı
Nizami
...
Herşey aynı.Değişen hiç birşey yok.Yatağımın yeri aynı,komidinimin,dolabımın,saç spreyimin..
Saçlarım,tırnaklarım uzuyor,her ay nizami bir şekilde regl oluyorum.
Kahvenin ve biranın,ekmek arası köftenin tadı aynı..
Herşeyin tadı var,rengi var ama hep aynı.
Değişen,farklı olan birşey yok.
..
Farklı olabilseydi keşke ama hiçbir fark yok çocuk.
Herşey aynı.Değişen hiç birşey yok.Yatağımın yeri aynı,komidinimin,dolabımın,saç spreyimin..
Saçlarım,tırnaklarım uzuyor,her ay nizami bir şekilde regl oluyorum.
Kahvenin ve biranın,ekmek arası köftenin tadı aynı..
Herşeyin tadı var,rengi var ama hep aynı.
Değişen,farklı olan birşey yok.
..
Farklı olabilseydi keşke ama hiçbir fark yok çocuk.
7 Şubat 2012 Salı
İthafen (İdiyopatik)
...
Doğup,ergenliği tamamlayıp birey olduğun an bilirsin bir çok şeyi,öngörülerde bulunabilirsin.Bu içsel veya hissel bir durum değildir,tecrübelerle öğrenilmiştir.Örneğin;Güneşli havalarda yağmurun ardından gök kuşağının çıkacağını bilirsin ve gördüğünde şaşırıp yanındakini dürtmezsin.Kiranın gününü ne günü saatini geçirdiğin an telefon çaldığında arayan kişinin sevgilin,arkadaşın vs değilde ev sahibin olduğunu bilirsin (çocuklar sıkışık heralde bu ay Ayten,biraz daha bekleyelim hemen aramayalım diyen tonton böyle bir tatlı bir o kadar anlayışlı ev sahibi veya sahibesi yoktur),sabaha kadar içtiğin için sınava hazırlanamadığından dolayı notların açıklandığı hafta öğrenci bilgi sistemine girdiğinde AA ile karşılaşmayacağınıda bilirsin,köpeklerin bok yemekten vazgeçmeyeceğinide bilirsin mesala bilirsinde bilirsin.Deneyim de tecrübe de ne dersen de.
..
Ama bazı durumlarda (bunlar hisselde olabilir) bir yerden yakalarsın ve beyin kıvrımların o an farklı çalışmaya başlar.Sorular döner durur,döner durur,döner durur.Bir soruya verilebilecek iki milyon küsürden fazla cevap vardır.İşte o an sen o cevaplardan birini yakalarsın ama bu tecrübe değil,yaşanmışlık değil belki altıncı his zımbırtısı diyebiliriz.Hislerle hareket edilir mi?Edilmez tabikide..Bu yüzden salağa yatarsın.Bu salaklığı idiyotluk anlamında değilde bekle-gör teorisi olarak adlandıralım.Bir yatarsın salağa,iki yatarsın,üç yatarsın...Hala yatmaya devam ediyorsan bebeğim çok üzgünüm ama gerçekten salaksın.
..
(Sen) karşındakini hafife almaya devam etme.
Buna tavsiye de,ne diyo bu mal de ne dersen de...
4 Şubat 2012 Cumartesi
İd
...
Her gün bir sebepten dolayı ironiler içinde kendi etrafımızda dönüp duruyoruz,
kalçamıza vurup -''Raks et!'' diye bağırıyor ruhumuz.
Peki ya bu taktikler,teoriler,planlar,komplolar;
tümden gelen hayatın bize -''Sen zavallı,böyle yaşamalısın''deme şekli midir?
Ya da bir ele ihtiyaç duyan ruhumuzun;gerçekle gerçek olmayan arasına çektiği çizgi üzerinde kahkahayla -''Hadi bakalım çizginin dışına çıkmadan yürü'' deme şekli midir?
Farkındayız ki kendi hislerimiz ile bile oyunlar oynamaktan büyük bir haz alıyoruz.
Çocukken annemizin -''Üstünü başını kirletmeden oyna'' demesinden kastını büyüyünce anladık;
-''Oyna,oyna ama ruhunu kirletmeden''.
Ama kirlenmeden oynamak mümkün değildi ne sokaklarda ne de kendi senaryonda.
O zamanlarda yapardık hani;
Sokaktan eve geldiğimizde annelerimiz görmeden ellerimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra,sağa sola tıkıştırırdık kirli eşyalarımızı.
Şimdilerde ise annelerimizle değil de kendi benliğimizle yüzleşemediğimiz için kirlettiğimiz ne varsa ruhumuzun en köhne yerlerine tıkıştırıyoruz
ve sonra sadece kendimizin duyabileceği bir sesle diyoruz ki:
-''evet,evet aslında ben iyi bir insanım.''
3 Şubat 2012 Cuma
Ruj Bir Sana Yakışıyor Canım, Selam
Önünde ki rakı bardağının yudumladığı tarafından başlar hayata kadın.
Bardakta bıraktığı ruj izi anımsatır;
hayatına giren adamların her birinin avucunda vardır dudaklarının kıvrımları.
Dilinde küfür nameleri olan kadınların sesi bir benim kulaklarıma hoş gelir;
Ruj bir benim dudaklarıma yakışmaz..
Hayat Benden Hafifmiş
Yakalayıp bir araya getirmekte zorlanıyorum hayatı.
Neresinden tutunmuştum hayata,
ve hayat neremden tutup kavramıştı beni kırarken gecelerimi?
uyandığımda tenimdeki nedenini bilmediğim morlukların sebebi buydu;
hayat bizi sıkı sıkı kavramaya devam ediyordu.
hayat hafife alınmaz derler, inanma.
bil, hayat kurduğumuz cümlelerden daha ağır değil aslında.
DNA
Salgın hastalıktan kurtulan bir virüs gibi ağır ağır sokuldu gözeneklerime nefesin. acısız, hissiz ve kanamasızdı. herşeyin aksine yönelen bir hedef gibi; sessiz, sakin, endişeli ama kararlı. intikam hissinden daha ağır ve yüce bir duyguyla karışıktı kokun.
Bir sahil kenarında yürümek elinde alkol şişesiyle, yavaşça martılara sövmek sinik sesinle,
böyle birşeydi varlığın. hazla karışık iğreti uyandıran ama sunulan cazip bir teklif gibi, isterek.
Karıncalanan parmak uçlarımda ,dokunduğum klavyenin silik harf izleri, ruhlarımızda ki karalanan denemeler, direktifler, kompozisyonlar ve yanılsamalar gibi. iştah kesen bir beynin durmadan hata vermesi ve telafisi olduğu halde mekanizmanın yanlış çalışması.
iliklerim kanıyor. Tanrı'nın adını anıyorum usul usul maneviyatsız zamanlar silsilesinde.
mütemadiyen duyduğum uğultular, aksak işleyen saatler, geçimsiz insan sürüleri.
ve bir de;
somutluğunu ayırt edemediğim, varlığım etrafında dolanıp duran kalabalık maddeler. DNA mın tükendiği aşkın ve avuç içlerin..
Bir sahil kenarında yürümek elinde alkol şişesiyle, yavaşça martılara sövmek sinik sesinle,
böyle birşeydi varlığın. hazla karışık iğreti uyandıran ama sunulan cazip bir teklif gibi, isterek.
Karıncalanan parmak uçlarımda ,dokunduğum klavyenin silik harf izleri, ruhlarımızda ki karalanan denemeler, direktifler, kompozisyonlar ve yanılsamalar gibi. iştah kesen bir beynin durmadan hata vermesi ve telafisi olduğu halde mekanizmanın yanlış çalışması.
iliklerim kanıyor. Tanrı'nın adını anıyorum usul usul maneviyatsız zamanlar silsilesinde.
mütemadiyen duyduğum uğultular, aksak işleyen saatler, geçimsiz insan sürüleri.
ve bir de;
somutluğunu ayırt edemediğim, varlığım etrafında dolanıp duran kalabalık maddeler. DNA mın tükendiği aşkın ve avuç içlerin..
En Çok Alkolü Seviyorum Olric
Deli gömleği giydirilmiş zihnim parçalıyor direncimi. km'lerce uzaklaştığım hayatıma geri dönüş yolunu bulamamanın huzursuzluğu uyku problemi yaşamama sebep oluyor. daha fazla cem adrian dinleyip ve k.iskender okuyup, avuç içlerimi çürütmek istiyorum. parmak izlerimi dudaklarımın arasına sıkıştırıp tüm arta kalanları yutmak istiyorum.
istifraya sebep olan hayallerimin artıklarını duvarlarıma sıvayıp,
yeni duvarlar inşa ediyorum. yas tutup tutmama arasında sıkışıp kalmış kalbim büyümüyor artık. hafif şeylere aldırmayıp, kulaklarımı tıkıyorum. sadece kabuslarımdan kurtulmak istiyorum. bilinç altım sıçmış durumda. ama her gün bir katil psikolojisiyle uyanmak ve rüya olduğunu farkedip vücuduma yayılan huzuru, rahatlığı ve yırtmış olmanın heyecanını seviyorum.
vazgeçemiyorum.
korktuğum, sevmediğim şeylerden vazgeçemiyorum.
evet bende değişmiyorum..
elimin tersiyle ittiğim değerli olan şeyleri özlüyorum. bu yüzden beynimi ayaklarımın altına alıp bokunu çıkarmak istiyorum. lanetler yağıyor günlerime, ya da ah'larınız çıkıyor.
annemi seviyorum,
alkolü de
yanlışlarımı ve yaşanmışları da
ihanetlerinizi de
ihanetlerimi de.
yalanlarınızıda seviyorum.
tutkuyla, şehvetle.
vedaların bıraktığı tortulaşmış hayallerimide.
bu kadar.
istifraya sebep olan hayallerimin artıklarını duvarlarıma sıvayıp,
yeni duvarlar inşa ediyorum. yas tutup tutmama arasında sıkışıp kalmış kalbim büyümüyor artık. hafif şeylere aldırmayıp, kulaklarımı tıkıyorum. sadece kabuslarımdan kurtulmak istiyorum. bilinç altım sıçmış durumda. ama her gün bir katil psikolojisiyle uyanmak ve rüya olduğunu farkedip vücuduma yayılan huzuru, rahatlığı ve yırtmış olmanın heyecanını seviyorum.
vazgeçemiyorum.
korktuğum, sevmediğim şeylerden vazgeçemiyorum.
evet bende değişmiyorum..
elimin tersiyle ittiğim değerli olan şeyleri özlüyorum. bu yüzden beynimi ayaklarımın altına alıp bokunu çıkarmak istiyorum. lanetler yağıyor günlerime, ya da ah'larınız çıkıyor.
annemi seviyorum,
alkolü de
yanlışlarımı ve yaşanmışları da
ihanetlerinizi de
ihanetlerimi de.
yalanlarınızıda seviyorum.
tutkuyla, şehvetle.
vedaların bıraktığı tortulaşmış hayallerimide.
bu kadar.
Canım Selam, Otoban Köprüsüne El Salla
Bir otoban köprüsünde asılı kalmak istiyorum ilmeklerimden. uzuvlarıma
vücut sıvım ani manevralarla basınç yapsın ve beyin kıvrımlarım
görevlerinin ne olduğunu anımsasınlar diye yeniden.
usul usul esir oluyorum, bağımlı oluyorum, kalakalıyorum... iri gözler gölgeliyorum, hapsediyorum. Şehrimde yaşamak intihar.
dudaklarına değdikçe hissediyorum; tenin hoş kokulu cehennem, yandığım.. ve bir akrep kadar bile cesur olamıyorum, anlıyorum. beni senin öldürmeni bekliyorum tutkuyla..
aşk'ı tanımlamaya çalıştıkça sancılanıyorum. derimin altında yürüyor, tüm gözeneklerime iğne batırılmışçasına karıncalanıyor kanım.
ve..
ne zaman aşk'ı duyumsasam; yarım kalıyor, öksüzle$iyorum.
usul usul esir oluyorum, bağımlı oluyorum, kalakalıyorum... iri gözler gölgeliyorum, hapsediyorum. Şehrimde yaşamak intihar.
dudaklarına değdikçe hissediyorum; tenin hoş kokulu cehennem, yandığım.. ve bir akrep kadar bile cesur olamıyorum, anlıyorum. beni senin öldürmeni bekliyorum tutkuyla..
aşk'ı tanımlamaya çalıştıkça sancılanıyorum. derimin altında yürüyor, tüm gözeneklerime iğne batırılmışçasına karıncalanıyor kanım.
ve..
ne zaman aşk'ı duyumsasam; yarım kalıyor, öksüzle$iyorum.
Yahudi Mahallesi Gibi İçim
Nasılsın sorusuna her zaman iyiyim deme alışkanlığı kazandırılmış olan,
içindeki yaratığı zaptedememe,dürtülerinin agresifliğe dönüştüğü anlarda
sinirsel dokularını parçalama ve beynini kullanmakta zorluk çektiği
için mantıksal değerlerden uzakLa$an;ben sen ve o'nun anısına''..
..
ihaledeki son kozum 'maça'..
ama maça kızımı maça papazıma yar edebilirim..
her$eyden vazgeçebilecek kadar gözü kara bir hayat'ın en gözde oyuncağıyım,
elinden dü$ürmediği..
ninniler söyleyin bana,
gözlerimin içine bakabaka uyutun beni!
sonra bir prens gelsin,öpsün;
ve bende tokat atayım ya$ım kadar,ya$anmı$lıklar kadar..
senin kadar..
ordan dönülmez!
hiç dönülmez.
dönme..
..
yahudi mahallesi gibi içim,girme içime..
..
ihaledeki son kozum 'maça'..
ama maça kızımı maça papazıma yar edebilirim..
her$eyden vazgeçebilecek kadar gözü kara bir hayat'ın en gözde oyuncağıyım,
elinden dü$ürmediği..
ninniler söyleyin bana,
gözlerimin içine bakabaka uyutun beni!
sonra bir prens gelsin,öpsün;
ve bende tokat atayım ya$ım kadar,ya$anmı$lıklar kadar..
senin kadar..
ordan dönülmez!
hiç dönülmez.
dönme..
..
yahudi mahallesi gibi içim,girme içime..
Cenabet Aşk
Ya yaşa ya da öl diye temmuz'un ortasında,
kurumuş yaprakları kaynatıp, suyunu içtim.
en güzel gülümsemenin üzerine istifra ettim sonra.
çünkü;
a$k'ta cenabet artık..
kurumuş yaprakları kaynatıp, suyunu içtim.
en güzel gülümsemenin üzerine istifra ettim sonra.
çünkü;
a$k'ta cenabet artık..
Yalanlar tragedyası
felfecir okuyan gözler tacizinde geçen günler, artniyetsizliğimi sınıyor. bu araLar umut taciri olduğuma dair söylentiLer var. doğruLuğu tartışılır. umutlarımın tacirinin sizler olduğunu sanırdım.
donarak yanıyor dünya. sağlamasını yapamadığım bir denklemin bilinmeyeni olmaya gayret eden hayatım, kifayetsiz.
sevmeyin diyorum beni, sevmeyin! sevmeyin çünkü; öldürüyor!
bir protesto hali. deliliğin yüzüme yakıştığı telafisiz anlar.
belki umut taciriyim, ama artniyetsizim, inanın. ne kadar veryansın etsemde, hepinizi nefret edicek kadar çok sevdim ben.
sana,bana,bize,hepimize;
renk katan anLamLı kıLan, bir orospunun kırmızı rujuydu, çorabındaki kaçıktı bazen. bildiğinden şaşmayarak hata yapıp, pişman olmamaktı. sevdiğin, özlediğin halde sevmiyorum diyip, evinin önünden zırt pırt geçip oturduğu kata doğru bakmaktı. sarhoş olup barın tam orta yerinde bok çuvalı gibi yere düşüp, utanıp, utanmadı numarası yaparak, yerden kalkmadan kendi haline gülmekti. güLebilmekti.
pişirdiğin yemeğin dibinin tutması, ev sahibinin kirayı geciktirdiğin için seni bir güzel azarlaması ve sevgilini bir başkasıyla görmek bile bazen.
bazen..
bazen de, bizim kanattığımız
ama;
kanattıklarımızla beraber, bizimde kanayan yaralarımızdı.
buydu,
tam oLarak bu kadardı..
donarak yanıyor dünya. sağlamasını yapamadığım bir denklemin bilinmeyeni olmaya gayret eden hayatım, kifayetsiz.
sevmeyin diyorum beni, sevmeyin! sevmeyin çünkü; öldürüyor!
bir protesto hali. deliliğin yüzüme yakıştığı telafisiz anlar.
belki umut taciriyim, ama artniyetsizim, inanın. ne kadar veryansın etsemde, hepinizi nefret edicek kadar çok sevdim ben.
sana,bana,bize,hepimize;
renk katan anLamLı kıLan, bir orospunun kırmızı rujuydu, çorabındaki kaçıktı bazen. bildiğinden şaşmayarak hata yapıp, pişman olmamaktı. sevdiğin, özlediğin halde sevmiyorum diyip, evinin önünden zırt pırt geçip oturduğu kata doğru bakmaktı. sarhoş olup barın tam orta yerinde bok çuvalı gibi yere düşüp, utanıp, utanmadı numarası yaparak, yerden kalkmadan kendi haline gülmekti. güLebilmekti.
pişirdiğin yemeğin dibinin tutması, ev sahibinin kirayı geciktirdiğin için seni bir güzel azarlaması ve sevgilini bir başkasıyla görmek bile bazen.
bazen..
bazen de, bizim kanattığımız
ama;
kanattıklarımızla beraber, bizimde kanayan yaralarımızdı.
buydu,
tam oLarak bu kadardı..
22.o3.o9'
Çocukken küvette yüzme çabam kadar,
mantıksız,
yorgun günler..
ıssız, soğuk ve rutubetli hayalin..
duyduğun;
içimden geçirdiğin trenin sesi,
korkma..
mantıksız,
yorgun günler..
ıssız, soğuk ve rutubetli hayalin..
duyduğun;
içimden geçirdiğin trenin sesi,
korkma..
Ruhuyla Buluştum Geçenlerde.
ŞimdiLerde;
ipinden kurtulan uçurtmanın hüzünlü telaşı var içimde biryerlerde.
bir evin camından bakan küçük bir çocuğun meraklı bakışlarını hissediyorum üzerimde..
kirpiklerinin gölgesi yanaklarına düşmüş,
yediği çikolatanın izleri kalmış dudaklarının çehresinde..
bir de annesinin kokusu üzerinde..
acılarım firar edeli,
ağzımın tadı bozuldu..
yaptığım kağıttan gemi taşır sandım beni
ama
...
O'nun ruhuyla buLuştum geçenlerde..
ipinden kurtulan uçurtmanın hüzünlü telaşı var içimde biryerlerde.
bir evin camından bakan küçük bir çocuğun meraklı bakışlarını hissediyorum üzerimde..
kirpiklerinin gölgesi yanaklarına düşmüş,
yediği çikolatanın izleri kalmış dudaklarının çehresinde..
bir de annesinin kokusu üzerinde..
acılarım firar edeli,
ağzımın tadı bozuldu..
yaptığım kağıttan gemi taşır sandım beni
ama
...
O'nun ruhuyla buLuştum geçenlerde..
Telafisiz anlar
hayatında, bana dair hiç birşeyin kalmamasını istediğini söyleyip, omzuna düşen tek tel saçımı bile ellerime tutuşturduğun, o gece...
ayağım asfalta değdiğinde yaşadığım haz yerin dibini benden önce tattı. bir kadeh şarabın ağzımda bıraktığı kötü tat, soğuk havayla karşılaşınca, nefesimle beraber buhara dönüşerek evlerin açık pencerelerinden içeriye doluştu. gülümsedim, uykularında yüzlerine çarpan nefesim gibi irkildim. aldırmadan hızlı adımlarla, çekip gitmekti tek isteğim. ertesi gün hatrımda bile değildi, başarmıştım. kendi hayatımdan kaçmaktı belkide tüm çabam. belkide kaçmadan tam orta yerinde dikilip öylece beklemekti. ama yapmadım. gururumun kalbimdeki çırpınışı gitgide ritimlerini hissettiriyor bedenimde. salaksın! dedim kendime. bildiğin salaksın. vitrin camlarında kendi silüetimi izledim her alışverişe çıktığımda, akan makyajımı ellerimle sildim. sonra o iğrenç kalabalığa gülümsedim günlerce. belkide yıllarca yaptım bunu. hatırlamıyorum. sarhoşta oldum. apartmanın merdivenlerinden de düştüm. evin kapısının deliğini zor buldurdum. dost bildiğimi aradım, ulaşamadım. sırf ellerimi ısıtabilmek için çay bile demledim, kesmedi türk kahvesi içtim.
televizyonu açtım sarmadı kapattım. yemek yapayım dedim, beceremedim. en iyisi uyumak dedim, onu bile ba$aramadım. çok aylak kaldım ama yine de seni aramadım. bu yüzden takdir bile ettim kendimi. sonrada protesto.
ayağım asfalta değdiğinde yaşadığım haz yerin dibini benden önce tattı. bir kadeh şarabın ağzımda bıraktığı kötü tat, soğuk havayla karşılaşınca, nefesimle beraber buhara dönüşerek evlerin açık pencerelerinden içeriye doluştu. gülümsedim, uykularında yüzlerine çarpan nefesim gibi irkildim. aldırmadan hızlı adımlarla, çekip gitmekti tek isteğim. ertesi gün hatrımda bile değildi, başarmıştım. kendi hayatımdan kaçmaktı belkide tüm çabam. belkide kaçmadan tam orta yerinde dikilip öylece beklemekti. ama yapmadım. gururumun kalbimdeki çırpınışı gitgide ritimlerini hissettiriyor bedenimde. salaksın! dedim kendime. bildiğin salaksın. vitrin camlarında kendi silüetimi izledim her alışverişe çıktığımda, akan makyajımı ellerimle sildim. sonra o iğrenç kalabalığa gülümsedim günlerce. belkide yıllarca yaptım bunu. hatırlamıyorum. sarhoşta oldum. apartmanın merdivenlerinden de düştüm. evin kapısının deliğini zor buldurdum. dost bildiğimi aradım, ulaşamadım. sırf ellerimi ısıtabilmek için çay bile demledim, kesmedi türk kahvesi içtim.
televizyonu açtım sarmadı kapattım. yemek yapayım dedim, beceremedim. en iyisi uyumak dedim, onu bile ba$aramadım. çok aylak kaldım ama yine de seni aramadım. bu yüzden takdir bile ettim kendimi. sonrada protesto.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)